Genel konsepti girişimcilik, yazılım, motivasyon ve iş hayatı üzerine olan Daron Yöndem’le gerçekleştirdiğim keyifli röportajın ilk bölümü sizlerle. Keyifli okumalar dilerim.

Murat Bilginer : Daron Bey ilk sorumuz sizi tanıyabilmek adına olacak kendinizden bahsedebilir misiniz kısaca?

Daron Yöndem : Röportajlarda en sevmediğim soru bu 🙂 Yazılım geliştirme alanında çalışıyorum. Şu an çalıştığım şirketteki görevim teknik karar vericilik diyebiliriz (CTO). Keyfi olarak blog yazıyorum, youtube videoları çekiyorum, bazen kitap yazıyorum, Istanbul Azure Meetup’ı organize ediyorum, fotoğraf çekiyorum, koşuyorum.

Murat Bilginer :  Yazılım yolculuğuna nasıl çıktınız bu gelişim yolunda yaşadığınız zorluklardan ve bunları aşmak için yaptıklarınızdan bahsedebilir misiniz?

Daron Yöndem : İlk başladığımda orta ikideydim. Pek bilinçli bir başlangıç oldu diyemem. Benim için programlama bilgisayarla konuşmak gibiydi. Bir şeyler üretebildikçe hoşuma gitti, daha fazlasını yaptım, daha fazlası oldu. Bu kısır döngüde bugüne kadar geldik. Karşılaştığım, özellikle yazılım alanına özgü inanılmaz bir zorluk hatırlamıyorum. Bir problem varsa çözülene kadar bilgisayar başından kalkmazsın. Olayın özü budur aslında. Bu süreçten de zevk alıyorsan, zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamayacak kadar kendini kaptırıyorsan, problemi çözdüğünde elde ettiğin mutluluk sana yetiyorsa, daha ne ister ki insan?

Murat Bilginer : Yazılım söz konusu olduğunda İngilizcenin çok farklı bir konumda olduğunu ve önemli olduğundan bahsedilir. Önemini bu anlamda nelere dayandırarak ifade edersiniz.

Daron Yöndem : İngilizcenin önemi bence yazılım sektörünün çok ötesinde. Eğitim sistemimizde sürekli olarak Dil’in Millet Bütünlüğü ile ilişkisine dikkat çekilir. Problem aslında İngilizcenin artık belirli bir milletin dili olmaktan çıktığının farkına varmamış olmamız. Bugün “Çin geliyor” nidaları ile Çince öğrenin desem belki bir milliyetçilik tartışmasına girilebilir ama İngilizce için durumun böyle olduğunu düşünmüyorum. Sözün özü, bence şu noktada İngilizce her şeyden önemli. Yazılım alanında ise ekstra bir önemli. Yazılım alanında üretilen teknik içeriğin çok ciddi bir kısmı bu dil kullanılarak üretiliyorsa ve eğer biz de okuyup, anlayabilmek istiyorsak başka çare kalıyor mu?

Murat Bilginer : Yazılım ve teknolojinin geleceğinin önümüzdeki 10 yıl içinde ne yöne doğru şekilleneceğini, nelerin daha önem arz eder duruma geleceğini düşünüyorsunuz?

Daron Yöndem : Machine Learning ve yapay zekâ konuları zaten hali hazırda revaçta. En güzeli ise artık bu konuların üniversite laboratuvarlarından çıkıp sektöre kadar inmiş olması. Bu konularda gelecekten bahsedermiş gibi konuşmak da doğru olmaz. Aslında bugünden bahsediyorum. 10 yıl sonra bu konuda çoktan her şey bitmiş olacak. Yaratıcılık gerektirmeyen her iş insanların elinden akıp gidecek. Şu an için cevaplanamayan tek soru yapay zekanın insan yaratıcılığına erişip erişemeyeceği. On yıl sonra belki bu konuda çalışıyor buluruz kendimizi.

Murat Bilginer : Mobil Apps için Xamarin mi Android Studio mu? Seçiminizin üstünlüklerini anlatabilir misiniz?

Daron Yöndem : Tercih ekseni aslında çok belli. Eğer C# ile devam etmek istiyorsanız Xamarin, aksi halde Android Studio. Her ikisinin de Android platformunun satürasyonu nedeniyle eşit miktarda acı verici olduğunu biliyorum 🙂 Özellikle Microsoft platformlarında kod yazmaya alışkın, rahatına düşkün yazılım geliştiriciler için Android geliştirme ortamları, ister Xamarin olsun ister Android Studio, vahşi ormanlar gibi. İnsan kendini çoğu zaman “Neden bunu düşünmemişler ki?” diye üreticiyi sorgularken buluyor. Tabi bu arada bu kadar acı çekmişken Apache Cordova’yı da düşünmek faydalı olabilir.

Murat Bilginer : Üniversitelerde verilen yazılım ve bilgisayar mühendisliği eğitimlerinden muhakkak ki haberdarsınızdır. Verilen eğitimin şeklini doğru buluyor musunuz? Sizce neler değiştirilmeli nelerin üzerine yoğunlaşılmalı kişilerin Üniversiteden daha kalifiye çıkmaları için?

Daron Yöndem : Bu konuda Youtube kanalımda bir video yayınlamıştım “Üniversite 8 Yıl Olmalı” diye. Hali hazırdaki dört yılı optimize edilebileceğine inanmıyorum. Üniversiteye giren öğrencilerin farklı seviyelerde bilgisayar bilgisine sahip olması maalesef süreci yavaşlatıyor. Her tür öğrenciyi alıp bir yazılım mühendisi olarak kapıdan çıkartacak genel geçer bir çözüm aranıyorsa bunun dört yıllık bir eğitimle yapılabileceğini düşünmüyorum. Ameliyatınıza giren doktorun eğitimi ile o ameliyat süresince kullanılan cihazları programlayacak yazılım geliştiricinin eğitimi bence aynı değerde. Tüm bunların yanı sıra bir de tabi üniversitelerin herkesi mezun etmesi durumu var. Maşallah her üniversitenin başarı oranı 100%, her giren mezun olabiliyor. Peki her çıkan iş bulabiliyor mu? Hayır. Üniversiteler öğrencileri elemediği için sektör eliyor. Elenen mezun ise mezuniyet sonrası durumun farkına varıp, bu sefer de ikinci bir eğitim sürecine sokuyor kendini. “Ne öğrensem iş bulurum?” sorusu mezunlardan en çok duyduğum sorulardan biri.

Murat Bilginer : Sizi DEVELOAD Yazılım ve Tasarımşirketini kurma kararını almaya iten güç neydi? Elinizde nasıl bir veri yada güç olduğunu fark edip şirketi kurma kararı aldınız?

Daron Yöndem : Lise ’den mezun olunca kurdum şirketi. Elimde veri falan yoktu. Müşteri vardı. Hatta müşterinin işini de yapmış, teslim etmiştim. Fatura kesme zamanı gelince şirketi kurdum, faturayı kestim, gönderdim. Sonra da ofisin masraflarını karşılayabilmek adına müşteri avlamayı öğrendim. Özetle, inanılmaz bir cahil cesareti ile girdim. İyi de yapmışım.

Murat Bilginer : Yeni mezun olmuş bir üniversiteliye hemen şirket kurma isteğini yerine getirmesini tavsiye eder misiniz? Bu yolda nelere dikkat etmeli kendi hayatını bu yönde götürmek isteyenler?

Daron Yöndem : Kesinlikle tavsiye ederim. İflas ederseniz canınızın en az acıyacağı dönem yeni mezuniyet dönemi. Düşünseniz evlendikten ve iki çocuk sahibi olduktan sonra iflas ettiğinizi? Şimdi tabi sanki iflas etmek kaçınılmazmış gibi konuşuyorum ama olay burada kaybedeceğiniz şeylerin göreceli daha az olması ve daha cesurce atılabiliyor olmanız. Öğrenilmiş kaygılarınız, çaresizlikleriniz olmadığı bir dönemde şirket kurmanız en kolayı. Bu konuda da uzun uzun videolar yayınladım yine youtube kanalımda. Reklamını yapmaktan çekinmeyim. Erken yaşta şirket kurmanın çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Getirdiği deneyimi erken yaşta cebe koymak ileride çok işinize yarayacaktır.

Murat Bilginer : Kendi firmanızda yaşadığınız en olumlu ve en olumsuz olaylar nelerdi ders alabilmemiz adına bahsedermisiniz?

Daron Yöndem : Olumlu tarafı aldığım sorumluluk ve risklerin getirdiği bilgi ve birikim. Liseden mezun olunca hiçbir şirketin bana vermeyeceği sorumluluğu omuzlarıma alabildim. Bu da normal şartlarda sektörde belki de 10-15 yıl sonra karşılaşabileceğim problemlerle çok daha erken yaşta karşılaşabilmemi sağladı. Olumsuz tarafı ise sekiz yıl boyunca bir gün tatil yapmadım. Bunun olumsuz olduğunu çok sonraları anladım açıkçası. Kendime ve sağlığıma dikkat etme konusunda pek zaman harcamadığım için 150KG’ya kadar çıktım. Şükür, sonrasında toparladım.

İlk Bölümümüz bu kadardı. Röportajın devamı yarın www.industryolog.com da olacak.

Röportajın Devamında Cevabını Okuyacağınız Sorular

  1. Yazılım geliştirirken motivasyonunuzu sağlamak için yaptığınız şeyler nelerdir?
  2. Microsoft ile tanışma serüveninizi anlatabilir misiniz?
  3. Microsoftta çalıştığınıza dair yanlış algılar var sanırım bunu neye bağlıyorsunuz?
  4. XOMNİ şirketindeki konumunuzdan ve yaptığınız işlerden bahsedebilir misiniz?
  5. Big Data ve Data Analysis’in bugünü ve yarını hakkında neler düşünüyorsunuz?
  6. Microsoftun 26 Milyar Dolar vererek Linked in almasını nasıl değerlendirdiniz?
  7. Üniversiteli arkadaşlarımız arasında sertifikalar tek amaç haline gelmek üzere neredeyse. Sertifika programlarına ve tek amacın sertifikasyon olması durumuna bakış açınız nedir? İşe alımlarda çok etkili midir sertifikalar?
  8. Genelde, yazılıma yeni başlamaya karar veren arkadaşlardan gelen sorular nasıl başlamalıyım nasıl ilerlemeliyim şeklinde oluyor. Siz neler tavsiye edersiniz? Yazılımı direk bir kitap açıp okuyarak geliştirme ihtimali nedir?
  9. Artık sadece Bilgisayar Mühendisi olmak bir anlam ifade etmiyor ya da herhangi bir iş kolu. İş hayatlarımız her geçen gün, büyük bir bölümün daha mikro alanlarında oluşturacağımız uzmanlıklar tarafına yönelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu geleceğin iş dünyası ve bu platformlarda çalışması muhtemel kişiler için avantajları ve dezavantajlarını neler olarak görüyorsunuz?
  10. Yerli İşletim sistemimiz olarak Lanse edilen Pardus’a bakış açınız nedir?
  11. Bilginin çok kolay ulaşıldığı çağımızda çoğumuzun isteklerinden biri de özellikle bloggerların sanırsam kitap yazmak. Kolay bir süreç midir? Yazmış olduğunuz kitaplarınızın serüvenlerinden kısaca bahsedebilir misiniz?
  12. YouTube kanalınızı aktif olarak kullanmaya çalışıyorsunuz. Pek çok faydalı yayınınız var. Sizi hem blogunuzda hemde Youtube da sürekli paylaşımlarda bulunmaya iten dürtü nedir?